|
||
Notice: Undefined index: no_view_links in /home/jeogenc/public_html/forum/Sources/Subs.php on line 1406 Notice: Undefined index: no_view_links in /home/jeogenc/public_html/forum/Sources/Subs.php on line 1406 Notice: Undefined index: no_view_links in /home/jeogenc/public_html/forum/Sources/Subs.php on line 1655 Notice: Undefined index: no_view_links in /home/jeogenc/public_html/forum/Sources/Subs.php on line 1656 Teoman - Fahişe
bir fahişe sabaha karşı çok seksiymişim, öyle diyor gülüyoruz yalanına karşılıklı, anlayışlı dalgakıranlardaki banklarda çıkardı ayakkabılarını bak, dedi, köprü ışıkları siliyorlar yıldızları kazıyınca yıldızlarını altlarındaki demir paslı ateşe vermeli onları ama her yerde yangın çıkışları sordum, niye sattın diye yoksulluğunu? dedi, elimdeki sadece oydu niye sattın vücudunu? daha mı kötü, dedi, satmaktan ruhu? herkes, dedi, merak içinde ölümden sonra hayat var mı diye boşuna düşünürler sanki hayat varmış gibi ölümden önce sevdim seni bir şekilde hüzün var diye belki gözlerinde eğer sever gibi sarılırsan da bu vücut bedava sana aslında derdim; çok gençsin daha 20’yim, dedi, ama ruhum tam 1000 yaşında kayalar kesti ayaklarımı yine de bir şeyler hissetmek güzel hala bu dalgakıranda tek başıma bu vücutla fırlatıldım dünyaya aşk da basitmiş, pişmanlık da, hayat hoyrat bu zamanda şahin kuşa, kuzgun leşe, ben değil bu dünya fahişe korkum; çığlık atan adam gibi tablodaki, şakağımda ellerim hep kaçarken, tek kişilik bir dünyayı ben artık nasıl severim? anladım, dedim, senin kalbin birinde geceyle gündüz, o hep senle sarıldı, ağladı saatlerce o yine işe gitmeden önce aslında derdim; çok gençsin daha 20’yim, dedi, ama ruhum tam 1000 yaşında kayalar kesti ayaklarımı yine de bir şeyler hissetmek güzel hala bu dalgakıranda tek başıma bu vücutla fırlatıldım dünyaya aşk da basitmiş, pişmanlık da, hayat hoyrat bu zamanda şahin kuşa, kuzgun leşe, ben değil bu dünya fahişe.. Teoman-Mavi Kuş ile Küçük Kız bulutlar iç içe ve her an başka bir resim oluyorlar başka bir adla, başka bir zamanda rastlasaydım demiştim ya o gün sana vazgeçtim, kaçmak yok, söz bu kez çok güzel uyuyorsun diye yanımda bak, çok gevezeysem, hadi kapat çenemi sözcükler ne ki duygular yanında yoksa yarın sabah uyanıp ayrılınca utanacağım şeyler söyleyebilirim şimdi ya da bırak hazır açmışken kapılarını kalbime biraz daha temiz hava girsin yalancıyımdır biraz ama bana inan sarhoşken hep çok sahiciyimdir yine fazla içmiştim bu akşam da coşmuş kalbim,of nal gibiyim. sağır, kör, dilsiz görünür kalbim ama bil, ben aslında iyi biriyim bilirim, çok kirlidir aşk sicilim sadakat konusunda pek iddialı değilim ama bu kez farklı olsun diye sen denersen, ben de denerim pek iyi olmadı şarkı, boş vereyim gel hadi “ortaçgil” dinleyelim sıcaklığını verirken sen bana sızayım aniden kollarında çok düşündüm kaçarım diye ama dedim; ne zaman anlaşmış ki kalple beyin ve hele ne zaman düşünsem seni yaprak gibi titriyorken kalbim Teoman-Gündüz Düşleri yine seni düşündüm bir şarkı çalınca her an aklımdasın bak bunca yıldan bile sonra insan koşuşturmacayla hayata dalınca her fırsatta hatırlar küçük bir anıyla gündüz düşleriyle her an yanımdasın her güneş açışında, her batışındasın işte; bak o sevdiğim kadın uzaklardan bana geliyor değer bilmez insan ama o pişman bana dönüyor yaz yağmurlarıyla, güz yapraklarıyla gündüz düşlerimde beni seviyor yaz yağmurlarıyla,güz yapraklarıyla gündüz düşlerimde benim oluyor bugün parkta oturdum seyrettim çocukları yağmur düştüğünde hiçbiri kaçışmadı gündüz düşleriyle her an yanımdasın her güneş açışında, batışındasın işte; bak o sevdiğim kadın uzaklardan bana geliyor değer bilmez insan ama o pişman, beni seviyor... Teoman-Ruhun Sarışın güneş doğmuş sokaklarda akşamdan kalan sabahlar çınlayan topuk sesleri dansediyor kaldırımda uzaktan bir gitar sesi karışıyor adımlara akmış ter damlaları mazgallarıma bacaklarından artık istesem de koşamam sımsıkı tutmuşsun yakamdan ben de vazgeçip kaybolurum esmer ıslak vücudunda acıtıyor güzelliğin farkında mısın tenin esmer ruhun sarışın çağırıyorsun günaha sen şeytan mısın tenin sıcak tenin kıvrak ruhun sarışın günler geceler geçmiş kaç tane hiç anlamadan vücudum seni özlemiş hayal etmiş durmadan doğru yanlış hiç anlamam ruhumu sana sattığımdan Teoman - Yalnız Kalpler Sütunu hayali girmekti eve, anahtarsız zili çalarak sadece hiç bakmamıştık gözü gitse de yalnız kalpler sütununa gazetede yalnız uyur,yalnız uyanır tek başına yer yemeğini o gün de yalnız uyandı yarın, dedi, ölme zamanı açık penceresi soğuk günlerde bile belki biri girer diye ama yarın erkek kalkacak söndürdü ışığı gece yarısı dünyadaki son gününde döndü durdu yatağında sıkıldı, kalktı ilk kez göz attı yalnız kalpler sütununa yalnız kalpler sayfalarca yalnız kalpler zama şimdi mektubu yazazcak “kimse mesul değil!” deyip imzalayacak yazdı kısacık son yazısınız attı kendini dışarı sabaha karşı son bir kez, şemsiyesiz yağmura doysun diye başını damlalara kaldırdı sırılsıklam oldu, ıslandı masasına çöktüğünde yine önündeydi gazete birden kalbiyle bağlandı yazıdan hayal ettiğine dalgaları deniz kabuklarından dinleyen çocuklar gibi bir kalp buldu sayfalarda sevdi rumuzunu sevdiği birini aklında kurdu, kurdu verdi kalbini hayali birine yanında düşündü onu çok yakıştırdı kendine ona bir mektup yazdı zarfında adresiyle sonra gitti aynaya baktı cesareti var mı hala diye iki mektup masasında odaya geri döndüğünde baktı ikisine de acaba hangisi hangisiydi diye ansızın gözünden bir damla önce burnuna, sonra sayfaya işte seçti bile gözyaşım, dedi koydu mektubu zarfına yırttı attı öbür mektubu yavaş yavaş ayağa kalktı gitti içeriye son kez dinlenmeye yatağına yattı. Teoman-Uçurtmalar En sevdiği renk mor olan kadın En sevdiği kelime “asi” En sevdiği oyun incitmek beni Hıncı, çocukluktan kalma bir yara izi gibi İpleri dolaşmış uçurtmalar misali Ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı Ne gidebildik kendi yolumuza Rüzgarda savruk, başına buyruk Senle ben Zamanı, yaralarla ölçen kadın Geçmişiyle kavgalı Gündüz isyankar Geceleri Tanrı’ya sığınan kız çocuğu Kırdığı kalpleri dizmiş ipe Gene en büyük zararı kendine En sevdiği ses, çocuk sesi Güneşli, billur, neşeli Oysa, yıllar var ki kendi Anne olmayı istememiş Çekip gidebilmek için bir gün Geride ekmek kırıntıları bırakarak Kuşlar yesin diye ayak izlerini Kalmasın ne bir sızı ne kalp yarası Sevişirken taşkın bir nehir Öpüşürken kor bir alev Uykusunda melek gibi masum Bakmaya kıyamadığım Kaç gece göğsünde uyuduğum Ama beraber uyanamadığım kadın İpleri dolaşmış uçurtmalar misali Ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı Ne gidebildik kendi yolumuza Rüzgarda savruk, başına buyruk Senle ben Her hasretten sonra Başka başka sevdaların kollarında Yemin etmişken bir daha konuşmamaya Gene bulup birbirimizi Sabahı olmayan gecelerde Aldatma pahasına sevdiklerimizi Ağlayarak seviştiğim kadın Senle ben ipleri dolaşmış uçurtmalar misali İpleri dolaşmış uçurtmalar misali Ne beraber uçabildik, boş verip şu dünyayı Ne gidebildik kendi yolumuza Rüzgarda savruk, başına buyruk Senle ben Teoman-Sevişirdik Bazen şu dağılgan yüreğimi, şu köpüklere imrenen yüreğimi bir gün yollara atarsam bir gün nehir yataklarına dolarsam, korkarım suyumun çoğu senden yana akacak dünyanın ölümünü gördüm, suyun, toprağın en yakın dostlarımın birer birer vakitsiz açan çiçeklerin, vakitli doğan çocukların ölümünü gördüm, ama kimse inandıramaz beni öldüğüne sevgilerin sanki bir kız hep yürürdü yollarda evimin önünde ayağını silerdi paspasa kapımı açardı gümüş bir anahtarla sanki hep gelirdi sevişirdik bazen benimse ellerim titrerdi, anının aklığından saçlarına doğru titrerdi şimdi kağıtların üstünde gidip gelen ellerim titremez artık, yolunu bilir şimdi dünyanın ölümünü gördüm, suyun toprağın en yakın dostlarımın birer birer vakitsiz açan çiçeklerin, vakitli doğan çocukların ölümünü gördüm, ama kimse inandıramaz beni öldüğüne sevgilerin sanki bir kız hep yürürdü yollarda evimin önünde ayağını silerdi paspasa kapımı açardı gümüş bir anahtarla sanki hep gelirdi, sevişirdik bazen Teoman-Çoban Yıldızı Yüzme bilmeden daha Deniz görmeden Hiç güneşte yanmadan Şimdi ölmek istememem Bir kalbi sarmadan Aşkı tatmadan daha Teoman Onla serhoş olmadan Hiç sevişmeden daha Şimdi ölmek istemem Daha hiç gülmeden Çoban yıldızı Sen benle kal... Hep benle kal... Çoban yıldızı... Teoman - 1 Kadın 1 Erkek sözlerini unutmuş en sevdiği şarkının bıkmış ne geçmiş geçmiş ne gelecek gelecekmiş uçmayan kuş kesmez bıçak hiç atmayan bir kalp iki yalnız bir gemide anısı var sadece o şarkıydı aşk anlatan sözcüklerin kölesi olmadan çekti ciğerim duman duman son sigarasından, dayanmıştı daha da dayanırdı ama ne gerek vardı hiçbirini seçemedi sonunda kelimeleri önüne yayınca bazen aynı değildi iki aşkın hikayesi arada ışık yılları vardı karşıdandı akıntı belki de her şey bitince bir şey başlardı ama o hiç konuşmadı sadece baktı kadın ağlar,erkek bakar kadın duyar,erkek duymaz kadın sorar,erkek susar kadın gider,erkek içer.. Teoman - Elveda ihtimalsiz bir hayal yok ki dünyada varsa bile yok farzedip yalvarırım tanrıya bir gün gelir de dünya tertemiz olursa isyan etmem bundan sonra zamanın ruhuna ağlasam aylarca uyusam yıllarca yoksa bile varedip yalvarırım tanrıya “bir gün” gelir de dünya böyle kalırsa vazgeçer isyan ederim artık tanrıya bırak beni kendi halime bırak peşimi elveda ellerimi dokundurdum denizin yüzeyine pürüzsüz suda halkalar yapsın diye her baharda varolmayan birine aşık olup hiç varolmamış gibi bir dünyayı gerçekmiş sanıp bırak beni kendi halime bırak peşimi elveda Teoman - Galata'da Rıhtımda gözyaşların kurumuştu hem de hiç ağlamadan karşılıklı unutmuştuk hem de hiç unutmadan hep seni hatırlatır her cama çarptığında sırılsıklamdık yağmurda galata’da rıhtımda ne yazık, demiştin sevgi yok hiç gözlerinde yıldızların altında boş ver demiştin, konuşma galata’da rıhtımda yağmur yağdı bütün gece damlalar penceremde bir şey olacağı yok ama insan bekliyor…bekliyor işte. hep seni hatırlatır her cama çarptığında sırılsıklamdık yağmurda galata’da rıhtımda ne yazık, demiştin sevgi yok hiç gözlerinde yıldızların altında boş ver demiştin, konuşma galata’da rıhtımda ne yazık, demiştin sevgi yok hiç gözlerinde yıldızların altında boş ver demiştin, konuşma galata’da rıhtımda |
||
|
||
| saolasın dostumm | ||