Jeogen.com | Bir rock serüveni.. (Arsiv Ana sayfa) => Yabancı Şarkı Sözleri

Konu: Empyrium - All Songs (Türkçe Çeviri)

Sayfa: [ 1 ]

melancholic 24.05.2009 01:51:37

Notice: Undefined index: no_view_links in /home/jeogenc/public_html/forum/Sources/Subs.php on line 1406

Notice: Undefined index: no_view_links in /home/jeogenc/public_html/forum/Sources/Subs.php on line 1406

Notice: Undefined index: no_view_links in /home/jeogenc/public_html/forum/Sources/Subs.php on line 1655

Notice: Undefined index: no_view_links in /home/jeogenc/public_html/forum/Sources/Subs.php on line 1656
DIE SCHWANE IM SCHILF
still, still war die nacht,
sessiz, sessizdi gece,

nur reget sich sacht
sakince kıpırdayan sadece,

von dunste bedeckt,
pus ile kaplı,

ein see tief im walde,
bir göldü ormanın derinlerinde,

im schilfe, die schwäne,
kuğuların sazlıkların içinde,

ihr wehklagen hallte...
yankılanıyordu ağıtları...

die maid indes irrte
genç kız başıboş dolaşıyordu,

nächtens umher,
etrafta gece vakti,

ihr schmerz ungeborchen
acısı henüz kırılmamış

kein trost nimmermehr.
kalmamıştı avuntu hiç.

als ob man sie jage,
sanki kovalıyorlarmış gibi,

über stock, über stein,
dağın taşın üstünden,

immer tiefer ins dickicht,
daha da derinlerine ormanın,

ins dunkle hinein.
içine karanlığın.

ihr herz pochte - raste! -
çarpıyordu kalbi - gümbürdüyordu! -

wie donner in ihr,
içinde gökgürültüsü gibi,

die welt war im schlummer,
dünya uykudaydı,

allein war sie hier.
yalnızdı burada.

alleine im kummer,
ıstırabıyla yalnızdı,

der see lag vor ihr,
göl önünde yatıyordu,

das jammern der schwäne,
kuğuların ağıtları,

es lockte sie hierher...
buraya çekmişti onu ...

licht blitzte und zuckte,
ışık parlayıp çaktı,

erhellte die nacht,
aydınlattı geceyi,

ein grollen erklang!
bir gümbürtü duyuldu

die welt war erwacht.
dünya uyanmıştı.

von ufer zu ufer,
kıyıdan kıyıya,

das wasser schlug aus!
vuruyordu su kendini,

es toste und brauste
kabarıyor, köpürüyodu

zum rande hinaus.
kıyılarının dışına.

die maid war verlorn
kaybolmuştu genç kız

zu grimm ihre pein!
ıstırabı fazla acı!

die schwäne sie lockten
kuğular onu cezbettiler,

sie zu sich hinein.
kendi içlerine.

sie trieb auf den wogen
dalgaların üstünde sürüklendi

ins dunkel hinaus,
karanlığın içine,

sie trieb mit den schwänen
kuğularla beraber sürüklendi

ins dunkel hinaus...
karanlığın içine ...

----------------------------------------------------------------------------------------

DYING BROKENHEARTED
A bed of moss was granted,
she laid down with a sigh,
Embraced by the green blankets
she kissed the world goodbye...

Dying Brokenhearted

bir yosun yatağı bağışlanmış
bir iç çekişle uzanmış
kabul edilmiş yeşil battaniye tarafından
dünyayı öpmüş hoşçakal

------------------------------------------------------------------------------------------------

MANY MOONS AGO
A night of december so dark and cold,
I walked a path ages old
The moon amongst the clouds revealed
Lightning valleys, forest and field

Embraced by silence i wandered the moor
An endless landscape by my side
When in the mist i saw a light
Dancing through the hazy night

I stood and watched the play in awe
Was deeply touched by what i saw
I told my friends what i did see
And what they told did tremble me!

It's said the ghost of a young, fair maid
Is cursed to dwell beneath the shade
Of the olden oak she died below
O that was many moons ago


AY...LAR ÖNCE

Çok soğuk ve karanlık bir aralık gecesi
Çok eski bir yolda yürüdüm
Bulutların arsından ay göründü
Vadileri ormanları ,çayırları aydınlatarak

Sessizlikle kucaklaşarak kırları dolaştım
Yan tarafımda sonsuz bir manzara
Sislerin arasında,puslu gecenin arasında
Danseden bir ışık gördüğümde

Durdum ve hayranlıkla oyunu seyrettim
Gördüklerimden derinden etkilendim
Arkadaşlarıma gördüklerimi anlattım
Ve onların anlattıklları beni ürpertti

Söylenen,altında öldüğü eski meşe ağacının gölgesinde
Yaşamak üzere lanetlenmiş
Bir genç kızın hayaletiyle ilgiliydi
Ve bu ay..lar önceydi

-----------------------------------------------------------------------------------------------

MOURNERS

Meagre trees in the shrouds,
as old as the stones....
Mourners of abandonåd love,
fornever their woes shall grow silent.

O how many times may the moon has shone -
reflected in these black lakes?
Should it be that we can hear,
the woes of those who ceased their lifes?

O so old they are...
they bare the neverending grief...
Age-old miserability
Ancient bitter beauty

Lost is the hope of those,
who walk the moors with pain in heart.
..and all joy it sinks,
burried deep, forever presumed dead.

O so old they are...
they bare the neverending grief...
Age - old miserability,
a bitter beauty thrilling me

YAS TUTANLAR

Kefenler içindeki bereketsiz ağaçlar
Taşlar kadar eski..
Terkedilmiş aşklara yas tutanlar
Hüzünleri daima sesssizliği büyütüyor

Ay kaç kez parlayabildi-
Bu kara göller üzerinde yansıdı
Şu olmalı mı ki,hayatlarına son verenlerin
Hüzünlerini duyabilelim

Oo,ne kadar yaşlılar..
Bitmeyen hüzünlerini açığa çıkarıyorlar
Yaşlanmış perişanlık
Eski acı güzellik

Şunların..kalplerindeki acıyla
Çalılıklarda yürüyenlerin ümitleri,kayıp
..ve bütün neşe gitmiş,
Derine gömülmüş,sonsuza dek öldüğü düşünülmüş

Oo,ne kadar yaşlılar..
Bitmeyen hüzünlerini açığa çıkarıyorlar
Yaşlanmış perişanlık
Beni ürküten acı bir güzellik

------------------------------------------------------------------------------------------------

ODE TO MELANCHOLY
Melancholy - still my desire for thy precious tragedian wine...
Sweep me away, into the vale of thine!
Where sorrow's strong and so is joy.

melankoli...senin çok değerli trajedik şarabın için,hala arzum
süpür beni,sana ait olan vadiye
hüznün ve aynı zamanda neşenin kuvvetli olduğu yere


Melancholy - still my desire, O let my heart by thee inspire...
O fill the air with thy sweet scent,
Let thy light, thy star crescent.

melankoli..hala arzum,ve bırak kalbim ilham kaynağın olsun
O,havayı o tatlı kokunla doldur
bırak senin ışığın,yıldızın ayın olsun


Wherever she dwells I will bid a farewell sigh
For she dwells with beauty - beauty that must die
And deep inside me I will wait for her return
To her enchanting, awe-inspiring flame I'll yearn

o nerede olursa olsun,iç çekerek veda edeceğim
çünkü o güzelliğiyle duruyor-ölmesi gereken güzelliğiyle
ve ta içimde onun dönüşünü bekleyeceğim
onun cazibesini,korkuyla esin veren alevini özleyeceğim


O lust and rueful thought be mine,
My soul enhanced, desires...
Melancholy.
My heart is thine.

ihtiraslı ve kederli düşünceler benim olacak
ruhum yükseldi,arzular....
melankoli
kalbim senin

-------------------------------------------------------------------------------------------

THE ENSEMBLE OF SILENCE
And again the moon is on the wave, gliding gently into me,
on silent wings the night comes from there,
as my heart longs to thee...

...for in my hand I still hold the rose that froze long times ago,
its leafs have withered, it ceased to grow - left in me is woe.

The wine of love, is o so sweet, but bitter is regret,
I knew at sunset I would meet the ascending veils of dread.

Before my eyes nocturnal curtains fall,
The dark and gentle haze of the night, greedily devours all.

The Night:
"Woe to him whose heart is filled with bitter rue and who drowns in grief"

In the silence of the night I loose myself,
it makes me drunken with its sweet blue sound.

In the drunk'ness of solitude
I fear no more the solemn realms of death
No single sigh from my lips as I drink the wine of bitterness
My heart is aching nevermore
for I know that all may end
Just I and the poetry of the night
Now forever one....

Just I and the poetry of the night, now forever one,
The ensemble of silence plays so beautiful for me...


SESSİZLİK TOPLULUĞU


ve tekrar ay dalgalanmakta,hafifçe içime doğru kayarak
sessliğin kanatlarında gece oradan gelmekte
ve kalbim oraya doğru uzanıyor

çünkü elimde uzun zaman önce donmuş bir gülü tutuyorum
yaprakları solmuş,büyümesi durmuş,içimde kalan keder

aşkın şarabı,o kadar tatlı ki,ama üzüntüsü daha acı
biliyorum ki günbatımında korkunun örtülerinin tırmandığını göreceğim

gözlerimin geceye ait perdesi düşmeden önce
karanlık ve gecenin sisi hepimizi hırsla yutar

Gece:
keder ki..kalbi acı bir pişmanlıkla dolmuş veüzüntüyle boğulmuş olanlara..

gecenin sessizliğinde kendimi kaybediyorum
tatlı mavi sesiyle beni sarhoş ediyor

sessizliğin yokluğunda
ölümün cidiyetinden artık korkmuyorum
şarabın acılığını içtiğimde tek bir fısıltı dudaklarımdan çıkmıyor
kalbim artık daha fazla ağrımıyor
çünkü biliyorum ki herşey sona erebilir
ben ve gecenin şiiri gibi
şimdi daima bir....

ben ve gecenin şiiri gibi,şimdi daima bir,
sessizlik topluluğu benim için çok güzel çalıyor

--------------------------------------------------------------------------------------------

THE SHEPRED AND THE MAIDEN GHOST

It was an eve in late summer, autumn was nigh
Still a warm sun did colour the sky
The meadows did shine in a strange golden light
And vales did forth the soft haze of night

When through the air a voice did resound
Beckoning the shepherd to rise from the ground

The shepherd:

"what sweet voice does sing in such a woebegone tone?
What maiden does wander the heather alone?"

Bewitched by its tone, he followed her song,
Whilst the sun did descend and the shadows grew long
In the dim light of dusk, near the sparkling cascade
On a moss covered stone sat a crying young maid

The shepherd:

"why art thou dreary? what happened to thee?
What song didst thou sing so woefully?"

The maiden:

"go whither o shepherd! don't sadden thine heart
Thou canst not help me - not thou who thou art!
An old man who's been born in a cradle of wood
Of a tree that at least a hundred years stood,
Cut by a boy who at heart was still pure -
Might be my redeemer if he knew that he could..."

turkish:



Yazsonu arifesiydi,sonbahar yakındı
Hala ılık bir güneş göğü ısıtıyordu
Otlaklar garip bir altın ışıltıyla parlıyordu
Ve vadiler gecenin pusunu dışarıya atıyordu

Gökyüzünün arsından bir ses yankılandığında
Çobanı yerden kaldırdı

Çoban
''bu kadar kederli bir tonda ne kadar tatlı bir ses şarkı söylüyor?
Hangi bakire bu çalılıklarda yalnız dolaşıyor?''

Ses tonuyla büyülenmiş.şarkıyı takip etti,
Güneş batarken ve gölgeler büyürken
Akşam karanlığının donukluğunda ve parlayan şelalenin yanında
Yosunla kaplı bir taşın üzerinde ağlayan genç bir kız oturuyordu

Çoban
''neden üzgünsün?sana ne oldu?
Hangi şarkı seni bu kadar hüzünlendirdi?''

Bakire

''nereye gidiyorsun çoban.kalbini hüzünlendirme,
Sen bana yardım edemezsin,ne kadar hünerli olursan ol!
Bir ağacın tahta beşiğinde doğmuş ve en az yüzyıldır orda olan,yaşlı biradam
Kalbi hala saf olan bir genç tarafından kesildi-
Yapabileceğini bilseydi benim kurtarıcım olacaktı...''

-------------------------------------------------------------------------------------------------

WHEN SHADOWS GROW LONGER
When shadows grow longer
and the sun sets for the forthcoming night;
our sorrow is stronger
as darkness and death are now near by our side.
Many a sun will set and tears of grief will be shed...


 GÖLGELER DAHADA UZADIĞINDA

gölgeler daha da uzadığında
ve güneş gelecek olan gece için batarken
acılarımız daha güçlü
karanlık ve ölüm şimdi bizim tarafımıza yakın.
birçok güneş batacak ve acının gözyaşları dökülecek... [/b]
Gönderilme zamanı: 24 Mayıs 2009, 02:50:12
bu sözler intihara sürüklemeyecek gibi de değilki be kardeşim.!

melancholic 30.05.2009 13:22:35
koca sitede kimse empyrium dinlemiyor sanırım yokyok acı bi durum manyak11

glenda 17.04.2010 23:01:35
ah empyrium.  hiç bu kadar sevineceğimi düşünmemiştim.


Sayfa: [ 1 ]