Kazanın Peşinde
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

                           
Sayfa: [1]   Asagi ittir
   
Gönderen Konu: Kazanın Peşinde  (Okunma Sayısı 382 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

aimles_s

*

Üye No : 720
Cinsiyet : Bay
Nerden :
Konu  : 36
Mesaj : 165

= 1936


Durumum:

Offline
« : 12 Kasım 2009, 12:25:24 »


"Lensim düştü basmayın!" diye bağırdı. İlkokuldaydık. Çoğumuzun bilgi ve tecrübesi gözlüklerin kırılmasıyla sınırlıydı. Lensi ve düşmesini tanımıyorduk. Hemen bir çember oluşturduk. Tam ne aradığımızı bilmeden yere eğilip aramaya başladık. Levent öne doğru bir adım attı.Lensi düşen Murat, "Basma çok pahalı" diye bağırdı.Hareket edemiyorduk.Lensin çok pahalı olduğu bilgisi ve çok pahalı birşeye sahip olan Murat'ın siniri bizi hareketsiz bırakmıştı. Sürekli ağzımı yoklayan "Lens nasıl birşey?" sorusunu bir türlü soramıyordum. Sorarsam kendini ispat etmek isteyen bir ilkokullu tarafından "Aaa bilmiyor musun?" gibi bir lafla aşağılanacakmışım gibi geliyordu. O yıllar gözlüğü bırakıp lens kullanmaya başlamanın acaip bir havası vardı. O yüzden lens düşmesinin, bir gözlüğün yere düşmesinden çok daha elit bir kaza olduğunu hisedebiliyordum. Murat, "Bulması zordur," diyerek bu lens kazasının bir ilk olmadığını hepimize hissetirdi. Aslında biz erkekler umurunda değildi, meselesi kızlarlaydı. Murat ketçap ve mayonezin bile çok havalı birer sos olduğu yıllarda, zamanın ruhunu yakalayan bu kazayı sonuna kadar kullanmak niyetindeydi. Başarmıştı. Hepimizi etkilemişti. Sümüğü burnunda parlayan tüm erkekleri okulun bahçesinde bomba etkisinden bir lens atarak yok etmişti. Birden, "Neyse ya, yedeği var nasılsa", dedi. Düşen bir lens sayesinde sınıfın en snop erkeği olmuştu ve şimdi de istediğini elde ettiği için gösteriyi sonlandırıyordu. Yürüyerek kaza malinden uzaklaşmaya başladı. Herkes bir gözü az gören Murat'ın peşinden gitti. Burcu'nun Murat'ın  omzunu tuttuğunu gördüm. Ben biraz daha kalıp yere baktım. Lensi bulsam alıp gözüme  mi takacaktım, yoksa "Lensi buldum!" diye bağırarak Murat'ın yardakçısı mı olacaktım bilmiyorum.Aslında orda kalıp yere boş boş bakarken lensi falan aramıyordum. Sadece Burcu'nun tek  gözü bulanık bir adamın omzunu tuttuğu anı görmüş ve kafamı öne eğmiştim. Bu elit kazadan yara tek insan bendim.

Bütün okul hayatım boyunca 'kazaya yatkın' birçok arkadaşım oldu. Murat, tanıdğım profesyonel anlamda 'kazaya yatkın' ilk insandı. Onu dikkatle takip etmemde 10 yaşındaki güzel bir kızın (Burcu) etkisi büyüktür.İlkokul insanları olarak hepimiz finali yara yada bere ye bağlanan kazalar geçiriyorduk ama Murat biraz daha farklıydı. Hem geçirdiği kazaların niteliği hem de kaza sonrası iyileşme dönemi yüksek standartlardaydı. 10'lu yaşlarını süren bir insan olarak başına gelen talihsiz olayları birer avantaja çevirmekte ustaydı. Hepimiz ondan etkileniyorduk ve sanırım kendimiz için böylesine hayırlı kazalar temenni ediyorduk...

Şubat tatili dönüşü ilk ders başladıktan 10dk sonra kapı çaldı. İçeri Murat ve arkasından 'Uludağ'a giden Ahu Tuğba' dizaynında bir kadın girdi. Leopar kürklü kadın (annesi) Murat'ın durumunu öğretmene açıklayarak gitti. Murat'ın kolu kırılmıştı. Alçılı kolunu mavi bir askıyla göğsünün üzerinde bir madalya gibi taşıyordu. Sırasına doğru yürürken mağrur bir gazi gibiydi. Tenefüste yerinden kalkmadı, galiba etrafında toplanmamız gerekiyordu. Toplandık. Şubat tatilinde Berlin'de ki teyzesinin yanına gitmişti. Ve bir Alman arkadaşıyla kay-kay yaparken başına bu elim kaza gelmişti. Murat'ın 'Berlin ve kay-kay' ikilisi, bizim 'mahalle ve top' ikilisinden oluşan oyun terminolojimizi darmadağın yetti. Ama bununla yetinmedi Murat, geçirdiği kazadan bağımsız, uluslararası anılarını da araya sokuşturdu: "Orada su içilmiyor, hep meyve suyu içtik," cümlesini sarfettiği anı unutamıyorum. çünkü Burcu bu bilgi karşısında "Aaa!" demişti. Bu "Aaa!" bir şaşkınlık değil, ilkokul standartlarından bir hayranlık ifadesiydi. Sanırım Burcu 10 gün boyunca meyve suyuyla beslenen erkeğini artık daha çok seviyordu. O yaralı ama muzaffer bir önderdi, ilklerin adamıydı, trendleri belirliyordu. Ve tenefüsün sonunda mavi bir askıyla boynuna asılmış alçısına ilk imzayı pembe kalemiyle Burcu atıyordu.

Bende birkaç kez başıma gelen kazaları avantaja çevirmeye gayret ettim. Apartman altındaki halıcının küçük oğluyla top oynarken, düşüp kolumu burktuğum gün bir şanstı aslında. Doktor, "Kırık yok ama bandajlayalım" dediğinde moralim bozuldu. Alçı istiyordum ben. Ertesi sabah kadınıma bir alçı götürmek ve onu etkilemek istiyordum. Alçı bambaşkaydı. Aktif,haşarı ve eğlenceli bir hayatı ima ediyordu. Eve gelince kolumu annemin artık kullanmadığı ve kenarında işlemeler olan tülbent bir eşarpla boynuma astılar. O tülbentle beraber hayallerim ve Burcu benden uzaklaştı. İtiraz ettim; tülbentin kenarındaki işlemeler boynumu acıtıyor, dedim, "Ya böyle kolum ağrıyor yaa!" dedim, on dakika sonra "Ağrımıyor,artık çıkaralım," dedim. Hiçbir işe yaramadı. Evde gizlice mavi bir şey aradım. Bulamadım. Boşuna bir çabaydı benimki. Standartı yüksek hafif kazalar ve hastalıklar sadece bazı özel insanlara yakışıyordu. Burcular bu sakat erkekleri tam nedenini bilmeden çekici buluyorlardı. Okul hayatım boyunca, küçük kazaları elit bir dokunuşla avantaja çevirebilen 'kazaya yatkın' insanlar hakkında çok şey öğrendim: Koleje gitmekle bademciklerin erken yaşta alınması arasında bir bağ olduğunu, kolejli çocukların zamanla kamburlaştığını (kolej kamburu), bu insanların ayak kırığıyla sonuçlanan kazalar sonrası metalik koltuk değnekleriyle ortamlarda belirdikleri, grip olduklarında kolları sarkık hırkalar giydikleri ve bu hırkaların  küçük cepleri olduğu, 0.25 miyop yüzünden kısa bir dönem 'dinlendirici' adı verilen gözlükler taktıkları ve yaz tatillerinde bir denizkestanesine basmadan şehre dönmedikleri naçizane gözlemlerim arasındadır.

İlkokuldan sonra Murat'a iki defa rastladım. İlkinde sağlamdı. Bu yazıya sebep olan son görüşümde ise bir boyunluk takmıştı. Facebook'ta ki fotoğrafının altında, "Ufak bir rafting hatırası..." yazısını okudum. Biraz alttaki yorum bölümündeyse, "Aaa! Geçmiş olsuuuuunn..." yazıyordu.








Fırat BUDACI
Logged
 

hyprt


*

Üye No : 17
Yas : 27
Cinsiyet : Bay
Nerden :
Konu  : 374
Mesaj : 3.095

= 10322


Durumum:

Offline
« Cevap yaz #1 : 12 Kasım 2009, 13:13:11 »

çok eglendim okurken  :D haklılıp payını bilmesemde çıkarımlar yaptım  :D

çıkarım 1: burcu her yaşta burcudur ilkokula has değildir  :D
çıkarım 2: burcuların insanı sosyoloji psikoloji felsefe gibi dallara yönlendirme benecirisi yüksektir
çıkarım 3: burcu sen neymişsin be abi aaaa aaaa(mfö)  :D
Logged
 

RocKunzeL

*

Üye No : 9167
Yas : 23
Cinsiyet : Bayan
Nerden : Müzik KuTusunun içinden!!
Konu  : 61
Mesaj : 1.755

= 199
Melekdeğilkio


Durumum:

Offline
« Cevap yaz #2 : 14 Kasım 2009, 01:37:57 »

:D :D güliyim mi üzüliyim mi biLemedim..
MuratLa burcunun arasında haLa bişey oLamadığına şaşırdım :D
HaLa aaa Larda kaLmış :D
Burcu ismini de hiç sevmezdim zaten   LL:
Logged


Jeogen Içerigini Görebilmek Için Kayit Ol! veya Jeogen Içerigini Görebilmek Için Giris Yap!

Susuyorum artık... Sustukça susuyorum.
Sustukça, üzérimé qéLén insanLardan kurtarmak için ruhumu,
suskunLuquma sarıLıyorum.
Ama yiné dé sapLanıyor yüréqime bazı keLiméLér.
BazıLarı da acıtıyor üstéLik…
 

Sbaufracku

*

Üye No : 17314
Yas : 18
Cinsiyet : Bayan
Nerden : ruhlar alemi .
Konu  : 3
Mesaj : 29

= 10
Kiralık hayatlar ..


Durumum:

Offline
« Cevap yaz #3 : 22 Kasım 2009, 13:08:25 »

Burcu diyince üstüme alındım bi an   :q
Logged

Uykumda bir kraldım , ama bir hiçim uyandığımda .
 
Sayfa: [1]   Yukari firlat
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Belki bunlarda isine yarar
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
25m Yüksekli?inde Silindirik Akvaryum Bilim Kurgu Jeogen 0 561 Son Mesaj 24 Kasım 2007, 11:36:52
Gönderen: Jeogen
Size Göre Bir Parçanın İçinde Geçen En Güzel Cümle yada Slogan? jeoGEnVEZE « 1 2 3 4 5 » valié 48 3718 Son Mesaj 26 Mayıs 2011, 20:13:43
Gönderen: Habbecik
İlk derbiyi kim kazanır? 1 Günlük Anket Futbol Jeogen 1 375 Son Mesaj 12 Eylül 2009, 17:10:34
Gönderen: Nemesis
The Bounty Hunter ~ Ödül Peşinde ~ 2010 Yabancı Filmler moJo 0 279 Son Mesaj 02 Temmuz 2010, 15:57:59
Gönderen: moJo
Facebook'ta Jeogen.com'u Beğen Davetiye Kazan! Davetiye İstiyorum! Jeogen 2 731 Son Mesaj 19 Mayıs 2011, 20:55:23
Gönderen: Jeogen
TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc